 |
Adapazarı ile Kocaeli arasında İstanbul'a yakın bir bölgede, adını Sapanca ilçesinden almış bir göldür. Kendi kendini besleme özelliğine sahip dünyadaki iki gölden biridir. Gölün etrafındaki irili ufaklı dereler de göle akmaktadır. Kızılkanat, yayın, tatlı su uskumrusu ve sazan gölde bulunan başlıca balıklardır. Özellikle Sapanca sahil kesiminde çok sayıda otel, pansiyon, restoran ve tatil siteleri gibi turizme yönelik tesisler bulunmaktadır.
Uzunluğu 16 km, en geniş yeri ise Sapanca ile karşı kıyı arası olup, 5,5 kmdir. Yüzölçümü 42 km2, en derin yeri ise Sapanca açıklarında 61 m'dir.Yağış alanı, 252 km2yi bulan Sapanca Gölü, kendi kaynaklarından ve güneyindeki dağlardan gelen derelerle beslenir. Gölde yılda ortalama 75 cm kadar bir seviye değişikliği görülür. Göl seviyesi sonbaharda en alçak, ilkbaharda en yüksektir. Senenin bol yağışlı zamanlarında Çark Deresi kapakları açılarak bir nevi su tahliyesi sağlanmakta ve gölün seviyesi bu şekilde dengede tutulmaktadır.
|
| Evliya Çelebi Sapanca'yı anlatıyor |
1640 yılında Erzurum seyahatİne giderken kasabadan geçen Evliya Çelebi, kasaba hakkında şu bilgileri vermektedir:`Bir zamanlar İzmitli bir ihtiyar buradaki orman ve çalıları temizleyerek saban yürüttüğünden Sabancı Koca adıyla bir köy kurulur. Sonra zaman geçtikçe mamur bir hale gelerek Kanuni Sultan Süleymen zamanında kasaba olmuştur.``Kasabada Sarı Rüstem Paşa 170 ocaklı bir han yaptırmıştır. Güzel bir camisi hamamı ve çarşısı vardır. İmaretleri gök kurşunla kaplıdır. 1000 kadar kiremit örtülü ev vardır. İmaretlerin tamamı Mimar Sinan yapısıdır. Bir Pertev Paşa hanı vardır o da Mimar Sinan eseridir. Bu hayrat eserin çoğu Rüstem Paşa'nın olduğu için vakfın mütevellisi tarafından idare edilmektedir.
Buranın bir yeni bir çeri Serdarı vardır. Övüleceklerinden beyaz kirazı meşhurdur. Hamamının dibinde bir ekmekçi dükkanı vardır. Bir dervişin hayır duası bereti ile bir çeşit beyaz ve has ekmek somun pişirir ki Sabanca somunu adıyla her tarafta şöhret bulmuştur. Kırk gün bile dursa kuruyup küflenip lezzetini kaybetme ihtimali yoktur. O kadar meşhurdur ki birini ılgarla taze taze acem şahına götürmüşler, oda beğenmiş. O kadar lezzetli ve has ekmek olmasını bazıları suyundandır derler. Civarında bir köy vardır.Sapanca gölünün çevresi 24 mildir. Gölün dört tarafında kasaba gibi 76 tane köy vardır.Bütün halkı bu gölün suyunu içtiklerinden yüzlerinin rengi kırmızıdır. Mahsülleri çoksa da bağları yoktur. Sayısız bahçeleri vardır. Bu gölün kenerında bir çeşit kavun ve karpuz olurki ikisini ancak bir eşşek taşıyabilir.Gölün içinde 70-80 tane kayık ve çırnık [zahire kayığı]vardır ki köyden adam, kereste ve sahir eşya getirirler. Gölde bulunan 70-80 çeşit balıktan avlayarak satarlar.
Alabalığı, sazan balığı, turna balığı, luna balığı gibi tatlı su balığı çok lezzetli olur. Kuvvet ve ferahlık verirler. Gölün derinliği çoğu yerde 200 kulaçtır. Suyu gayet saf ve berraktır. Kıyısındaki köylerin kadınları elbise yıkadıkları zaman asla sabun sürmezler. Ne yıkarlarsa temiz ve beyaz tülbent gibi olur. Adı geçen somunuda bu suyla yoğurduklarından pamuk gibi ekmeği olur.
 |
sapanca gölü
sana mı kalmış
köpürüp dalgalanmak
enin boyun ne
akdeniz görse
karadeniz duysa
ne der
otur oturduğun yerde
bre yavru gölüm
güldürme kendine
Celal Vardar |
|

 |
| Sapanca'dan Geçerken |
Puslu bir kış günü göl kıyısından
Geçerken durup da bir nefes aldım,
Bir sigara yakıp seyrettim gölü;
Hüzün renginde bir hayale daldım.
Sessiz bir mûsiki sardı ruhumu,
Anılar canlanıp aklımı çeldi.
Sıyrlıp bu yaşam vesvesesinden
Yıllar sonra aklıma 'şairlik' geldi.
Kıyıda,çepçevre,düzgün ve bezgin
Savaş esiri gibi sıralanmışlar,
İncecik bedenli,sarı benizli
Sessizliğe âşık,garip kamışlar...
Yalnız, birkaç ördek gölün sahibi;
Muntazam halkalar eteklerinde;
Eski bir güneşten kalma bir ışık
Yemyeşil parlıyor teleklerinde.
Kurşûni gökyüzü,kurşûni sular...
Sonsuz huzur,burada gizlenmektedir.
'Hüzün ve sessizlik gölü'nde şimdi,
Rüzgâr bile,sanki dinlenmektedir.
Dalıp gittim böyle,taa derinlere,
Gönlümü,çaresiz bir özlem sardı;
Gördüm; yaşlı gölün dibine sinmiş
Gençlik günlerimden anılar vardı...
Ünal Beşkese |
|
|
 |
Sapanca :
Bilinen yazılı belgelere göre M.Ö. 1200 yılında Frigyalıların bölgeye gelmesiyle, bir yerleşim yeri olarak adı geçen Sapanca, gerçek anlamda M.S. 378 yılında Bitanya Krallığı tarafından kurulmuştur.Doğu Roma İmparatorluğu döneminde Buanes, Sofhan ve Sofhange adıyla anılmıştır.
Sapanca, Sakarya iline bağlı bir ilçedir. Kuzeyinde Sapanca Gölü, doğusunda Sakarya merkez ilçesi Adapazarı, güneyinde Samanlı Dağları, Geyve ve Pamukova İlçesi, batısında da Kocaeli merkez ilçesi İzmit yer alır. Yüz ölçümü 14 km² denizden yüksekliği de 36 m.'dir. Sakarya'nın alan olarak yüzölçümü en küçük, nüfus yoğunluğu en fazla olan ilçesidir.
Sapanca İstanbul başta olmak üzere civar kentler olan yakınlığı ve bir göl (Sapanca Gölü) ve yeşillikler beldesi olması sebebiyle son dönemde kısa süreli tatiller için tercih edilmektedir. Özellikle göl civarına kurulan turistik tesisler ile Sapanca 'da turizm geliri her geçen gün artmaktadır. |
Sapanca - Yeryüzü Şekilleri:
İlçe toprakları yer şekilleri bakımından iki bölüme ayrılır.
Birinci bölümü, Bolu'nun güneyinden uzanan Köroğlu Dağları'nın bölgedeki uzantısı olan Samanlı Dağları'nın kuzey yamaçları ve bu yamaçlarda oluşmuş vadileri içine alır. Bu bölüm oldukça engebelidir. İkinci bölümünü ise, Samanlı Dağları'nın kuzey eteklerinde Sapanca ilçe merkezinin de yer aldığı dağ eteği ovasıdır. Bu ova dağların kuzey yamaçlarından inen derelerin taşıdığı alüvyonlarla oluşmuştur.
Bu dağlardan inen derelerin en önemlileri İstanbul Deresi, Kurtköy Deresi ve Mahmudiye Deresidir. Ayrıca ilçenin en önemli deresi olan Akçay Deresi de Sakarya Nehri ile birleşir. Kuzey Anadolu Fay Hattı Sapanca Gölü'nden geçer. Bu sebeple ilçe, birinci derece deprem bölgesidir. Ancak fay hattının gölden geçmesi ilçe merkezinin ve diğer yerleşim alanlarının depremden daha az etkilenmesini sağlamıştır. İlçe 17 Ağustos 1999 depremini bu sebeple az hasarla atlatmıştır.
Sapanca Gölü ise dünyada suyu içilebilen tek göldür.
|
| Sapanca Gölü Efsanesi |
| Sapanca Gölü'nün bir efsanesi var;: Bir zamanlar Sapanca Gölü'nün yerinde, verimli topraklar, bu toprakların üzerinde de zengin, varlıklı bir kasaba varmış. Kasaba halkı zenginmiş, varlıklıymış ama, gözlerini dünya malı bürümüş, bencillik ve cimrilik ruhlarını karartmış. Bir gün, Adapazarı'nın güneyindeki Erenler tepesinde oturan, gözünü dünyaya kapamış, gönlünü aşk ve sevgiyle doldurmuş erenlerden bir eren, bu kasabaya inmiş. Selam vermiş, selamını almamışlar, konuk olmak istemiş, kimse "buyurun" dememiş, hangi kapıyı çaldıysa yüzüne kapanmış, bu fakir, fakat gönlü zengin dervişe bir bardak içecek su bile vermemişler. |
 |
Derviş gönlü bu, bir kırıldı mı onarılmaz, onarılsa da faydası olmaz. Akşama değin yorgun-argın, aç-susuz kasabayı terk ederken, ötelerde küçük bir kulübeden sızan mum ışığına doğru yönelmiş, bir de bu kapıyı çalayım, belki bir gönül yoldaşı bulurum diye düşünmüş. Bu, kasaba halkına sapan yaparak geçimini sağlayan fakir bir sapancının iş yeriymiş. Kapıyı çalmış, az sonra sapancı güler yüzle konuğuna açmış kapıyı: -Buyur, hoşgeldin, safa geldin. Ocaktan tencereyi şimdi indirdim. Bir konuk göndermesi için Tanrı'ya niyaz ediyordum, demiş. Derviş memnun, baş köşeye oturmuş. Sapancı sofrayı kurmuş, nesi var, nesi yoksa dervişin önüne getirmiş. Yemekten sonra, içi talaş dolu yatağını sermiş, konuğunu yatırmış. Sabah, erkenden kalkmışlar. Derviş, Sapancı'dan izin istemiş, Sapancı da onu karşıdaki tepelere kadar uğurlamış. Dönüşünde bir de ne görsün. Kasabanın yerinde koca bir göl var. Ne ev-bark kalmış, ne tarla-tapan. Koca göl, hepsini bir anda yutuvermiş. Kendisinden başka hayatta kimsecikler yok. Dervişin ahı tutmuş, kırılan bir gönül, bir kasabaya mal olmuş. O günden sonra, bu koca göle Sapanca adını vermişler.
|
| Sapanca Gölü'nde Tatil |
Çevresi ormanla çevrili olan Sapanca Gölü tam bir kaçış noktası. Kıyısındaki bitki çeşitliliği, suyun berrak mavisi özellikle doğanın canlandığı dönemlerde tam bir renk cümbüşü yaratıyor. Çınar ağaçları, sebze meyve bahçeleri arasında uzanan gölgeli yolları bölgeyi güzelleştiriyor. Dolmuşlarla gidilen iki belde var: Kırkpınar ve Kurtköy. Kurtköy´de dereler, geniş piknik alanları, alabalık çiftlikleri ve restoranlar bulunuyor. Burası ayrıca Sapanca´nın meyve bahçesi. Kırkpınar´da yeşil ve rahat yürüyüş alanları varken lokanta ve kafeler de çok beğeniliyor. Sapanca´da göl kenarından bir başka mesire yeri olan Maşukiye yoluna doğru çıkarken yolun her iki yanında alabalık üretim tesisleri ve restoranlar var. Alabalık, ızgara, güveç, mısır ununda tavada ve kiremitte yapılıyor. Dağ ve göl manzaralı Maşukiye, Sapanca, Pamukova arası dünyada çok nadir rastlanan iklim koşullarına sahip. Yaz sıcaklarında hep ferah. Gölün derinliği 61 metreyi bulurken, ortalama derinlik 31 metre. Samandağ Zirvesi Soğucak, Yaylası koridorunda büyük kentlerde şişelenmiş olarak satılan Kristal, Sırma, Mahmudiye gibi suların kaynakları sıralanıyor. Sapanca´nın merkezinde çoğunluğu 1800´lü yıllardan kalma tescilli 60 kadar tarihi ev var. Hükümet Konağı önünde Bizanslılar´dan kalma lahitler sergileniyor. Mimar Sinan´ın yaptığı belirtilen ve Vecihi Kapısı olarak adlandırılan kemer de ilçenin merkezinde. 1555 yılında Mimar Sinan´ın kalfaları tarafından yapılan Rüstempaşa Camii, 1885 tarihli Hasan Fehmi Paşa Camii de görülebilir.
|
 |
|
| Gezikolik.com |
|
| Ekşi Sözlük'ten: |
-yıllar yılı şehirlerarası yolculuklarımda yanından geçip gittiğim, sadece "ne güzel yer" diye geçiştirdiğim, bunca yıl keşfetmemiş olduğum için utanç duyduğum güzeller güzeli diyer. be ..., o kadar tatillere gidiyorsun bi kıvrılıp gişeden çık da gör ne muhteşem bir yermiş bu sapanca. nihayet geçtiğimiz cumartesi yakından tanışma şerefine nail olduk. hava bu kadar mı temiz ve iç açıcı olabilir, yeşillik bu kadar mı gözlerini dinlendirir insanın. sessizlik, huzur, temizlik, düzen, dinginlink. ne ararsan orada. gerçi çok az bir kısmını gezebildim, sadece merkezi ve kırkpınar'ı görebildim ama eminim gezmeye vakit bulamadığım tonla güzel kıyısı köşesi de illa ki vardır.
masseur |
| -istanbul'dan trene binip gitmesi en keyif veren yerlerdendir. fazlaca yeşil olması, gidince sobayı yakıp başında ısınabileceğin bir ev olması, gezip dolaşacak bir sürü yer olması keyifli bir haftasonu kaçamağı için yeterdir. en bozuk ruh hallerine bile iyi geleceği düşünülüp az sonra trene binilip gidilecektir... |
| melosaa |
| -sakinliği, göl havasının ve görüntüsünün insanı huzura kavuşturan, bahar aylarında gidilmesi gereken, insanın ömrüne eklemeler yapabilecek, gidildiğinde konaklama açısından lale oteli konumu, temizliği ve fiyatı konusunda tavsiye edilebilecek, lokantalarının 20:00 den sonra doluluk gösterdiği tatil mekanı... |
| kkeskesor |
| -istanbul'un yoğun hayat trafiğinden kaçıp, yaşamaya başladığımız yeni evimiz... her sabah mis gibi bir havayla güne başladığım, en büyük hayalim olan şömineli bir eve kavuştuğum, yaz gelince havuzdan beni kimsenin çekip alamayacağı muhteşem bir hayat yaşamama vesile olan belde. hala daha etrafı çokca gezebilmiş değilim. hava soguk, ev sıcak. camdan görünen çam ağaçlarının gölgesinde, elimde kahvem, kucağımda kedimle havaların ısınmasını, doğaya ve sükunete doyuran cennet |
| ozi2gozi |
| -saklı cennettir. el değmesindir, böyle kalsındır. özüyle, kendisiyle sapanca sapancadır... |
| joe cole |
| -yapılan tanımlar icinde eriğinin bahsinin geçmemesine üzüldüğüm, can eriğini herkesin tatması lazım olan, yakın ilçelerde oturan insanların yaz geldiğinde gitmek icin tirim tirim orada yaşayan akraba, eş ve dost aradığı, yeşilliği harika olan ilçe... |
| sufles |
| -yüzevler mahallesinin en yüksek yerlerinden, yaz boyunca mangal, rakı, meze ve en güzel manzarası ile sohbet ettiğimiz, hayatımın en güzel zamanlarını geçirdiğim kişisel cennetim |
| yoshikawa |
| -istanbul'a giderken, kocaeli-sakarya giriş-çıkışında yer alan yemyeşil, güzel mi güzel, doğduğum yer, memleketim... |
| rockson |
| -kesinlikle papaz eriğinin en lezzetlisinin yetiştiği güzel ilçe. bu arada nedendir bilinmez, sapanca'da papaz eriğine kastarcı denir... |
| nktlg |
| -kasım 2005'te açılan richmond nua otel'le daha modern ve daha hoş bir ilçe görünümüne bürünmüş mekan... |
| tktk |
| -yeşillikler içinde, huzur dolu bir göl. onca zaman geçip giderdim yanından, daha yeni şansım oldu yakınlaşmak için geçen cumartesi. meğer ne güzel diyarmış burası, ne huzur verici, ne tazeliyiciymiş doğası. hele bir sapanca göl evi vardır ki kıyısında... |
| masseur |
| -ankara'dan istanbul'a hareket ettiğinizde ortalama hız ile tam 3 saat sonra sağ tarafınızda beliren, gözünüzün kaymasına sebep olan, bu sebeple sizi hemen yol kenarındaki sapanca tesislerine davet eden, kenarından tren yolunun geçmesiyle fotoğraf karelerine konu olabileceğini düşündüğüm göl... |
| legal illegals |
| -hele ki bu mevsimde sapanca'da olup fazlası ile meşhur can eriğinden yememek hakikatten amiyane tabiri ile aptallık olur. bazıları sıkça karıştırsalar da diğer ünlü erikle hiç alakası yoktur... |
| yoshikawa |
|
|
|
|